Başlık çok değişikmiş ... Acaba konusu ne kii?
Merak ettim, neden bahsediyoruz??
Deja vu'yla karıştırdı herhalde..
Fısır fısır...
Duyuyorum ben ! Önemli değil ;) Konuşmak serbest, okumak şartıyla :P
Bazen yaşadığın şeyleri yaşanmamamış saymak istersin, ama bilirsin ki aynı hatalara bir kez daha düşmeyeceksin, ders aldın, daha farklı tepkiler vereceksin...Jamais vu olduysan yandın :D Bu dediklerimin yarısını yapabiliyorsun yalnızca.. Yani yaşadığın şeyleri yaşanmamış sayıyorsun burası tamam, fakat her seferinde aynı tepkiyi veriyor olman gerçekten çok korkunç !
Ama ben jamais vu oldum galiba :)) Bendeki beyin lopları biraz daha farklı işliyor..Bende, olaylardan ders almak diye bir şey sözkonusu değil :D Ben herkesi kendim gibi sanıyorum.. Kötü düşünmez sanıyorum..Yaşadığım her korkunç olayda, sanki ilk defa yaşıyormus gibi tepkiler vererek bunu doğruluyorum..Sanki ilk defa beni hayal kırıklığına uğratan kişilerle karşılaşmışım gibi :) Ne komikk :))
Kendimi jamais vu olmuş saydım ya :D Beni komik duruma düşürdü bu :D Şimdi bunun iyi yanlarını düşünüyorum.. Havayı her kokladığımda bana ilk defa baharı koklama hissi veren, gülen bir bebek gördüğümde, sanki ilk defa bir bebeği gülerken görmüş haline sokan, her adımımı attığımda, ilk defa adım atmış gibi beni çevremdekilerin alkışladığını bilerek yaşamayı sağlatan beynime teşekkür ediyorum :))
Eskiden Pollyannacılık oynardık, şimdi, şu an itibariyle, Jamais vu'culuk oynamaya başlayalım bence :)) , çünkü değişik bir ismi olduğundan ; " Biraz gerçekçi bak ! Bu kadar pollyannacılığa hiç gerek yok", diyen sevgili arkadaşlarınıza olayın kavranması için biraz vakit bırakmış olursunuz :)
Ben biraz konuyu açmış, kendime çevirmiş olabilirim :) Tam tanımı öğrenmek için wikipedia'ya yolluyorum sizi.Neymiş bu, kişilerin yorumları nelermiş diyenlere de, ekşisozluk bağlantısı atıyorum bir tane :)
Bu konu hoşunuza gittiyse vu'lar ailesinden deja vu' yu da tanıştırmak isterim..
Bol jamais vu'lu anlar dilerimm !! :)
Jamais Vu
Hıçkırık !
Bugün ortada bir sebep yokken hıçkırmaya başladım. Ortada bir sebep olmaması insana sebep arattırıyor galiba :) Hık hık diye sarsılırken, acaba birisi beni mi düşünüyor diye içimden geçirdim :) Batıl inançlarım yok diyordum ama işime gelen batıl inançları kullandığımı fark ettim ...
Evet ! Birisi beni düşünüyor.. Eskiden olsa William derdim :) Böyle çok samimi bir arkadaşım gibi bahsediyorsam da, benim kastettiğim William İngiltere Galler prensidir :) Küçük kızlar kendilerine bir eş belirlerler ya benim belirlediğim eş de William'dı.
Hayaller kurardım, bir gün yanıma gelecekti kesin.. Kraliyet ailesinin özel günlerini dikkatle izlerdim. Bu günler zaten televizyonda ayrıntılarıyla işlenir... Bütün gün oturur, ne giymişler, nerde nasıl davranıyorlar bakardım. Her güzel elbiseyi tamamlayan bir de şapka görüyordum. Sonra kendime şapka beğenirdim, üstünde kuş mu olsun, çiçek mi olsun.. O toplulukta herkesin mi şapkası ayrı olur?? Bir tanesi bile bir başkasıyla eşleşmez mii? Bu kadar şapka çeşidi olduğuna inanamıyorum ! İlla farklı bir şey yapacağım yaa , galiba üstünden çikolata taneleri dökülen bir şapka takardım :P .. diye düşünürkeen, orada William'ın müstakbel eşi, Galler prensesi sıfatıyla bulunacağım aklıma gelir, üstünde hiçbir şey olmayan beyaz şapkada karar kılardım :)) 
Sonra biraz daha büyüdüm, aklım daha başıma geldi :)Öğrendim ki, Kraliyet ailesi illa Protestan gelin isteriz diyormuş :)) Bundan sonraki hayallerimi yine William'ın gelmesi, fakat benim ona kötü haberi vermemle ilgiliydi... William biz evlenemeyiz ! :))
Bunların üstünden baya zaman geçti tabi ki ! William ve ben yollarımızı ayırdık hayallerimde :)..Kate & William çiftine her ne kadar mutluluklar dilesem de, annem her televizyona çıkışlarında:" Güül gel, Kate'e bak ne güzel!" dediğinde onu çok kıskanıyorum ! :P Yani bugün hıçkırdığımda beni anan kişi William olamazdı .. :)) Bu düşünceler eşliğinde hık hıkk sarsılmaya devam ediyorum. ...Derken annem inanılmaz bir acıyla kıvranmaya başladı .. Neler oluyordu :S :( !!! Annee ! Annee!! Ben böyle haykırırken annem gülmeye başladı.. Hıçkırığın geçsin diye yaptımm ! Bu da batıl inancın devamıymış :D Hıçkırık başladığında biri beni anıyor diye iç geçirilirken, devamında, hala durmuyorsa, durdurmak için kişinin korkutulması gerekiyormuş.. Evet hıçkırıkla ilgili batıl inançların bu tarafı işime pek gelmedi ! Anne nasıl böyle bir şey yaparsın aşkolsun dediğimde, unuttun mu? küçükken de yapardım , kedi geçti, fare çıktı derdim, dedi !
Önce biraz bozulsam daa, şaka olduğuna sevindim :) Sonra gülmeye başladık annemle.. İlahi anneciğim,ama biraz insaf değil mi? ! :)
Etiketler: batıl inanç , Galler prensi , hayaller , hıçkırık , Prens William , William
Çocukluk...

Geçen gün Konak'ta vapurdan indim, otobüse binmek üzere yola koyuldum. Her zamankinden çok çok çok daha kalabalık.. Şaşırdım.. Etrafıma bakındım bir heyecanlılık hali.. Sonra biri mikrofona konuştu.."Dikkat ! Dikkat! Ukrayna temsilcileri lütfen çocuklarınızı alıp, sıraya geçin! "
Günden, aydan haberi olmayan zavallı ben önce afalladım. Ukrayna temsilcisi niye Türkiye'de !? Sonra ne kadar utandığımı anlatamam. Aylardan nisan çünkü.. İkinci haftasını çoktan geçmiş... 23'üne yaklaşıyoruuuzz...
Bıdır bıdır koşturan minikler etrafta.. Kimi halk oyunları oynayacak, kimi modern dans sunacak..Kimi kırmızı-beyaz giyinmiş, kimi morlar,maviler... Alanda bir renk cümbüşü yaşanıyor.. Ront elbiselerinin renkleri, tenlerinin renkleri karışmıs :) Dilleri farklı, bakışlarıyla anlaşıyor bu minikler.. Dünyanın taa öbür ucundan, ülkemize gelmişler.Şimdi düşünüyorum, tarihten geri gidiyorum.. Nisanın 18'inde burada olmak isteyen gruplar, ne kadar
zaman önce hazırlanmaya başlamalı? Çocuklarını başka ülkeye yollayacak aileler, ülkelerinin en iyi şekilde temsil edilmesini isterler.. Bunun için en az bir ay önceden alışverişler başlamıştır bence...Sonra, yapacakları gösteriye eksiksiz bir biçimde hazırlanmak nereden baksan 6 ayı bulmuştur.Nasıl bir gösteri hazırlayacakları, koreografileri falan da çalışmalara başlamadan önceki bir aylık bir süreç olduğunu varsayayım. Toplam 8 ay oldu :)
Dünyanın herhangi bir yerindeki bir çocuk; heyecanla,mutlulukla,ona değer verildiğini bilerek 8 ay boyunca çalışıyor, didiniyor, yapabileceğinin en iyisini yapmaya çalışıyor... Bir de her ülkeden gidecek takımın belirlenmesi olayı var ki burayı ben atlamışım... Bu takımlar 10'ar kişilik olsa, yalnızca 10 ülke Türkiye'ye gelmiş olsa,(gördüğünüz gibi minimumlarda bir hesaplama.. :) ) Her yıl 100 çocuk, Türkiye ve Atatürk hakkında bilgi sahibi :)
O çocuklara özendim ben :) Hiçbir 23 Nisan'da halk oyunları gösterisi yapmak kısmet olmadı bana :) İlkokuldayken bir 23 Nisan'da şiir okuyacaktım, mikrofonu elime aldığımda , bütün okulun karşısına çıkma heyecanı ve keşke o (Atatürk :) ) beni duysa hayalleri karıştı. Ben bu düşüncelerle hayatımda ilk defa elime aldığım mikrofonun sesini tamamen kapatmış
bulunup, sesimin de sadece yanımdaki müdür yardımcısı, ben ve belki de onun duymasına ( :) ) sebep olmuştum. Bir başka 23 Nisan'da, annemle babamı azarlayarak, bugün benim bayramım niye kutlamıyorsunuz? Atatürk boşuna mı demiş Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramıııı?? Ben çocuk değil miyim??.. diye bağırdığımı hatırlıyorum :) Orta okulda koroya girmiştim. Önemli günlerde dizilip 2 veya 3 şarkı söylerdik, biri "Hoyra rira rira.." :D bunu herkes bilir, diğerini
şu an anımsayamadım malesef. Sonra tören biterdi... Karşı kırtasiyeden aldığım ucuna sopa tutturulmuş minik bayrak elimde gezer, en sonunda odamda asılı olan Atatürk resminin yanında kendine yer bulurdu :)
Şimdi biraz da daha eskiye gitmek istiyorum. O sarışın çocuk, çocukluğunu yaşayabildi mi? Yaşasa, salıncağa bindiğinde çocuk neşesi olmazdı üstünde...
Benim gibi halk oyunları oynamak istedi mi küçükken? İstemese, zeybek çalınınca tüyleri diken diken olmaz,kollarını açarak, "Haydi Bre efeleeeerr" diye bağırmazdı...
Benim gibi topluluğa karşı şiir, hikaye okumak istedi mi? İstemese ,otuz altı buçuk saat süreyle, milleti için nasıl savaştığını, neler geçirildiğini,tehlikeleri mecliste okumazdı! O kadar açık ki içindeki çocuğun susmadığı...Ve çocukların susmaması gerektiğini bildiği.. Ve çocuklara , "sizin de değeriniz var! " dediği.. Bu ev sahibi ayrıcalığını Türk çocuklarına yaşattığı..Bize çok güvenildiği.. Hepimizin aslında çocuk olduğu...
Önemli günlere çok değer veren ben, bir de Atatürk'ün kızı sıfatıyla, bu tür bayramlarda bir şeyler yapabilmek düşüncesiyle yanıp tutuşurum ! Okulda şiir okuduğum halde kimse duymadıysa, halk oyunları gösterisine çıkamadıysam, sesim güzel değil de şarkı söyleyemiyorsam sana , ben de davranışlarımla layık olurum canım Ata'm! Seni özlüyorum,
ben senin kızınım , annem senin kızın, babam senin oğlun olduğu gibi ! Senin kızların çok bu ülkede... Bize güven ;)
Kumrucuk...

Bu resimde gördüğünüz benim odamın balkonunda dünyaya gelen minik bir kumru :)
Balkona yuva yapmış anne- baba kumrular :) Yuva bozmak olmaz şimdi, biz aksine destekledik..
Babam daha iyi tutunabilmeleri için altlarına destek koymus :) Evimizin mevcudu 1 kişi daha arttı 1 nisan itibariyle..
Önce kumrularla ilgili gözlemlerimi anlatmak isterim..
Önce anne- baba kumru için: normalde koyduğumuz buğdayların tanesine dokunamadan, büyük güvercinlerin gelip bütün mönüyü silip süpürdüklerini gördüm.Fakat
çocuk sahibi olunca balkona minik bir sinek bile sokmadılar.. Daha önce korktukları güvercinlere diklendiler.Yavrularına zarar verecekler zannedip tüylerini yoldular. Güvercinler perişan oldu :))
Şimdi yavru kumru için: Resimde görülen bebeklik halini demiyorum. Birazcık daha büyüyünce, o minik beden kocaman bir gagayı taşımaya başladı.Galiba gagaları önce büyüyor. Sonra gelişimi duruyor :D Fakat kumrunun o halinin fotografını çekemedim :( Bugün çekerim, yarın çekerim, vizeler geçsin, falan filan derkeen.. Kumru 17 günlük oldu..Onların 17 günü, bizim 17 yaşımız galiba...Ve geçen gün uçup gitmiş malesef :(
Bu halini fotoğraflayamadım ama paintten uyduruk bir çizim yaptım :D Amaç oranı görmek :
İşte her ayrılıkta olduğu gibi gene üzüldüm :( Anne babası da üzüldüler... Sonra ertesi gün baktık yavruyu kulağından tutup getirmişler.. Ama bizimkinin içine gençlik ateşi düşmüş bir kere :)) Yine yok oldu :(
Bulunduğun yerde mutlusundur umarım kumrucuk.. Biz seni çok sevdik..
Daha çok....
Her şeyden daha çok yapmak istiyor canım.Fark ettim ki, ben farkında olmadan yaşıyormuşum..Bugün bir havayı koklayayım dedim çok hoşuma gitti...Daha önce böyle içten koklamamışım havayı mesela. Bundan sonra daha çok koklayacağım! Her sabah, sabah kokusu duymak; her akşam, akşam kokusu duymak ayrı bir zevkmiş. Ben bunu yalnızca nefes alıp vermek için kullanmışım. Ne yazık.. :(
Artık yeter ama ! Niye otobüslere tıkılıp kalmışım ki ben yürümek varken..Mesafe fark eder mi? Vapurla giderken dalgalara niye boş boş bakmışım ?...O güzelliklerden başka ne düşünebilmişim ki? Karar verdim , daha çok yürüyüyeceğim , her gün denizin ne renk olduğuna bakacağım! Ne zaman koyu lacivert oluyormuş, ne zaman yeşile bakıyormuş bilmek istiyorum !
Canım şarkı söylemek mi istiyor, söyleyeceğim.. Sesim kötü müymüş, önemli mii :)) Belki söylediğim bir dakikalık kayıtlarımdan birini buraya bile koyabilirm :))Daha çok şarkı söyleyeceğim !!
Niye üşeniyorum ki her şeyden ?! Ne kadar vaktim var zannediyorum acaba ! Oturmak, yatmak niye hep daha cazip geliyor ki! Biraz canlı olmak lazım değil mi.. Daha canlı olacağım bundan sonra!
Kendimi dinlemiyormuşum ben.. İçimde bana bir şeyler anlatmaya çalışan birisi varmış duymamışım onu. Neler demiş kim bilir... Neler kaçırmışım kim bilir... Zamanlarımı neleri düşünerek boşu boşuna yitirmişim kim bilir...Hayır bu kadar başka şeyler düşünüp bir yere varabilmiş miyim? O da hayır! E ben ne yaptım acaba 20 yıl boyunca?
Artık değişme vakti galiba.. Bir bakayım artık neler oluyormuş hayatta..Bulutlar ne renkmiş, ağaçlar çiçek açmış mı ? Bebekler , koşmaya başlamış mı ben bakmayalı?.. Canım ne yapmak istiyormuş? Onu daha çok dinleyeceğim. Artık daha çok yaşamak istiyorum ben !
Hayatımın şarkısı...
Çok büyük bir genelleme yaptığımın farkındayım :) Ama eminim bundan !
İlk duyduğumda, " Aa bi saniye bi saniye, bu çalan da neee? Süper !! " dedim.
Sonra öğrendim çalanın ne olduğunu :) Sonraki duyuşlarımda " Evet, ben bunu daha
da çok sevdim !" diyebildim.Sonra bilgisayarıma indirdim, mp3 çalarıma koydum...
Ben dinlemelere doyamadım :)Her dinleyişimde, farklı çeşit bir duygu hissettim.
Her seferinde ,biraz daha çok içime işledi..
-Belki Fransızca olmasının da payı vardır...belki de hikayesi etkilemiştir...-
Bir arkadaşım müzik dinlemek istediğinde, ilk bunu yolladım.
Son zamanlarda facebook'ta dönen videolarda ( belki de facetube :P ) rastladım.
Ben bu durumu kıskandım ! Hani benden başkası bilmiyordu bunuu !!
Kabullenmem biraz zaman alsa da, bu büyüleyici şeyin herkesin farkında olmasına
sevindim. Notre Dame'ın Kamburu'nda; Quasimodo'nun Esmeralda'ya duyduğu aşkı
anlatan "Belle"den bahsediyorum tabi ki :) Victor Hugo'nun bu güzel romanını hepimiz
okumuşuzdur. Okumayanlar için sıradaki kitap bu olmalı!! Kitap o kadar güzel ki,konusunu merak edenler olursa diye :
"http://tr.wikipedia.org/wiki/Notre_Dame%27%C4%B1n_Kamburu"
Belle'i bir de ekşisözlük'ten okumak istiyorum diyenlere: (İngilizce ve Türkçe çevirileri de var)
"http://sozluk.sourtimes.org/Default.asp?" :))
Bu konuda düşündüklerimi öğrenince neymiş bu diyenler olabilir :) Merakınızı gidermek
için bununla ilgili videoyu burada paylaşıyorum :) Umarım herkes beğenir. Buradan her ne
kadar inanmayacağınızı bilsem de, bunu ilk ben beğendim demek istiyorum!! :)) Bunu bir de canlı dinlemek vardı :(
İyi seyirler...
Etiketler: belle , notre dame
Sevgili Nisann :)
Birisi nisana bahar ayı olduğunu hatırlatmalı =)
Yağmuru çok severim, yağmurda yürümeyi çok severim. Fakat herkesin kendisini de bilmesini isterim :)
Bu soğuk, bu yağmur niye ?? :)
Canım benim ne kadar yağmurlarınla ünlü olsan da, bahar ayı olarak bilinirsin sen :)
Lütfen görevini yapmaya başla birazz :)))
Adresime bakıııınnn !!!
Adresime bakın adresimeee : www.guldeliorman.com :)))
Aslında bana da sürpriz oldu bu :) Ben sürprizlere bayılırıım :)
Dün akşam Umut'la -Umut benim bölümden arkadaşım olur. - blogum hakkında
konuşuyorduk,"deliorman. com olsa nasıl olur?" dedi bana.
Sonra bakmış ki deliorman.com alınmış .O zmn "guldeliorman.com" nasıl olur diye
konuştuk falan.. Ben çok sevindim tabii...Olmaz mı süper olurr hem dee :))
Derkeeen, uykum geldi, yattım ben ..Dün gece bitti böyle...
Sonra bugün akşamüstü bloguna baksana dedi bana Umut :) ehehe bi baktım ki
adresim değişmiiş :D Çok sevindim, olllleeeyyyyy !!! :D
Bu güzel sürprizi için Umutçuğuma (doğru mu yazdım !? :) ) çok çok çok teşekkür
ediyorummm :) Blogumu çok az kişi ziyaret ediyor( şimdilik ! :P ) ama yine de
Umut'un blogunu okumak isteyenlere :
http://www.ubenzer.com/
Kaprisli Anlar
Zaman nedir ki? 1 saniyelik yaşam her durumda eşit midir? Bazen yaşadığın bir an saatlere ,günlere değmez mi?Yaşadığın anlar içinden bir "an" çıkıp hatırlatmak istemez mi kendini? Bu kapris değil de nedir !
Kaprisli bir an bir gün onu hatırlaman için elinden geleni yapar.Her an onunla olmanı, her zaman o anki "o"olmanı ister. Kıskanır seni başka anlardan ! Ve her kaprisli gibi zarar verir hem kendine, hem sana...
Kendini sahipsiz hisseder.Senin olmasına rağmen kimsenindir o... O, kalbindeki gizli odalarda kalmayı tercih eder. O,beyninin en ince kıvrımlarında rahat eder. O, ruhunun eski bir köşesine hapseder kendini.. Gerçekten kapris yapmayı istediğinde bir şey bulur hatırlatır kendini.O an; ne yaşamak isteyeceğin ,ne de iyi ki yaşamışım dediğin bir andır.
Mesela bir ağaç çarptırır gözüne. Her zaman gördüğün o yeşil yapraklara bu bakışın farklıdır.Bu sefer orada yeşil yapraklar yoktur, garip tatlar vardır! Aklına eski bir şarkı gelir, mırıldanmaya başlarsın...İşte bu kaprisli anlar, o sıradan ağacı, o gün özel bir ağaç yapar.Eski fotoğraflar beliriverir gözünün önünde. O anlar, vicdanını dinlediğin anlardır,kendini değerlendirirsin,itirafla doludur.Birden kahlaha sesleri duyarsın ya da bir iç çekmesini hüzünlü bir ağlayışın...
O an sanki rahatsız edilmek için yaşanmıştır.İstesen de istemesen de hapsolduğun bir zamanda, o anları her hatırlayışında diğer zamanların çalınır, farkında olmazsın...Kapılırsın...
Kaprisli anların amacı budur zaten. Unutulmamayı, bir yerlere gizlenmeyi ve hiç ummadığın zamanlarda ortaya çıkıp düşünmeni sağlamayı isterler...
Sen hep kanarsın o kaprisli anlara.Hep yanılırsın; her defasında boşluğa bastığını sonradan farkedersin; ve boşlukta yürüyemeyeceğini görürsün.. ve garip bir duygu kalbinin biraz altıyla midenin biraz üstü bir bölgede sıkışır kalır :))
...
