Genç bir kadın.. Karnı burnunda.. Doğum süresi çoktan geçmiş, bebeğin umrunda değil..
Doğum için her şey hazırlanmış.. Özel Yaşam Hastanesi'yle anlaşılmış, o dönemin ünlü hastanelerinden.Bir türlü sancı gelmek bilmiyor.. Bebek ya çok korkak, başına ne geleceğini bilmiyor; ya çok tembel,rahatı iyi... Ha bugün, ha yarın derken günler geçiyor! Bu sayılan günlerden birinde; genç kadının kayınpederi, Kasımpaşa Deniz Hastane'sinden bahsediyor.. "Bir de buraya gidin, başhekimi tanıyorum, sizinle ilgilenecek !" Ertesi gün bu hastaneye gidiliyor.. Kontrole başlanıyor..Sonra karnı burnunda
kadına bir haber veriyorlar.. "Sizi bırakamayız, doğum süresini geçmiş, bebekte tık yok.. Bebek yaşlanmış !!" Sonra doğumhanenin hazırlanması, aile bireylerinin hastaneye koşması birbiri ardına gelişen heyecan verici durumlar...
Bu kadın benim annem, tembel ve korkak olan bebek de benim =) Herkes doğum hikayesini merak eder..Ben hikayelere zaten meraklıyım.. Küçükken anneme sürekli bu hikayeyi anlattırırdım. Bana çok ilginç gelmişti. Doğumumda bile bir farklılık vardı ehehe =)
Ben; büyükbabası hakim, babası subay , abisi de gelecekte subay olacak bu ciddi aile için pek bir şen şakraktım.=) Küçükken en büyük hayalim dansöz olmaktı.. Eve misafir geldiğinde, annemi mutfakta sıkıştırır, hadi müzik çal benim haberim yokmuş gibi; sonra "Hadi Gül, kalk de! " diye baskı uygular, ve şimdi anladığım üzere annemi çok zor durumlarda bırakırdım..
Zaten roman havasına bayılırım, o zamanlar da "Kasımpaşalı eli maşalı.." şarkısı çok gündemdeydi. Ritmli bir müzik olduğundan, genelde bu dünyaya yaşamaya gelmiş, hayatın zevklerini tadan çingenelerin tercihiydi.. Benim de oynarken tercih ettiğim en favori şarkım buydu..
Aileye bu kadar zıt olmamı ( =) ), sabahtan akşama kadar "Kasımpaşalıı, eli maşalıı" diye dolaştığımı da göz önünde bulun durursak; aile arasında "Kasımpaşalı" takma adıyla dolaşmam pek bir mümkün görünüyordu... Her neyse,bana bu şekilde seslenildiğinden, oynamayı da pek bir sevdiğimden kendimi o dönem çingene zannettiğimi itiraf etmem gerekiyor! =)=)
Bir gün, çocukluk arkadaşım ve ben otururken, ablasının eve gelip de, Kordondaki çingenelerin ısrarından bahsetmesi çok gücüme gitmişti.. Önce biraz kendimi tutsam da, sonra "Ayıp ama, çingeneler hakkında böyle konuşmayın ! " deyip, ağlayarak eve dönmüştüm =)
Annem neden ağlıyorsun dediğinde, öğrendiği gerçekle kahkahalara boğulurken, çingene olmadığımı öğrendim ve düştüğüm komik duruma çok içerledim =) Önce bu durumu kabullenmek biraz zaman aldı ehehe =) Ama sonra ben de yavaş yavaş genlerimin bana sunduğu ciddiyete bürünmeye başladım..
Küçükken herkes saftır da , bu da kabul edilemez diyenlere , okuduğum
son kitabın bunda çok büyük katkısı olduğunu söylemem gerekiyor. "Çingene Hikayeleri " diye bir kitap okuyorum ve ordaki öyküleri okudukça, kendi öyküm aklıma geliyor ve gülüyordum ! Benden başka birkaç kişi daha bunu okuyup gülerse bir şey kaybetmem değil mi =) Aksine insanları güldürmek çok büyük bir mutluluk ;)
Bir doğum hikayesi ... :)
Yazan:
Gül Deliorman
at
5 Mayıs 2009 Salı
Etiketler: ben , çingene , roman havası

1 yorum:
Evet evet hatırlıyorum o çingene yıllarını.
Dansöz olmak isteyipte bilgisayar mühendisi olmaya kalkışman arasındaki kıvraklığı çözmek zor değildi bizim için.
ANNEN- BABAN
Yorum Gönder