Birilerinin kafası kopmadan (!) ...

Bence insanların tarzları, fikirleri, hayata bakışları evlerine bakılarak çok net anlaşılabilir. Haftasonu bir genç kızın evine girdim. Epey bilgi edindim.

Eğreti bir yatak bir köşede duruyor. Tek yastık var üstünde. Yatak örtüsü tam bir genç kıza yakışacak biçimde, pembe kalpli. Bu eğreti yatağın yanında, yine eğreti bir komidin var. Komidinin üstünde bir türlü yerinde durmayı beceremeyen bir abajurla, yine ne kadar özenle koysan da düşmeyi becerebilen bir çerçeve duruyor. Çerçevenin içinde yakışıklı bir erkek resmi... Bu odada kimse yok, köşede ayakkabılar var, kiminin teki yok. Burası yatak odasıydı.

Yandaki oturma odasına yöneldiğimde, 10-15 kadar genç kız gördüm. Cicili bicili kıyafetler, süslü topuzlar veya bele kadar uzun sarı saçlar, yüksek topuklu ayakkabılar... Hepsi oturmuşlar, beni bekliyorlarmış. Üstleri başları kirlenmiş, hala beni beklemişler.

Bunlar benim barbie bebeklerim. Odamın bir köşesinde hala ikamet ediyorlar. Zamanında yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmezdi onlarla. İçlerinden sadece birinin erkek arkadaşı vardı. Kızların elbiseleri çoktu ama erkeğin bir smokininden başka bir şeyi yoktu. Küçükken ,sürekli papyonla dolaşmak insanı sıkar diye düşünüp, annemden bu tek oğlana pijama dikmesini rica etmiştim. Yazlık ,kışlık pijamaları ona pek bir yakışıyordu :)) Eğer bir davete gideceklerse hepsini süslü püslü giydiriyor, eve gelince artık hepsinde var olan pijamalarını giydiriyordum. Bu kıyafet değişimlerinden birinde erkeğin belinin kırıldığını gördüm :(


İçlerinde tek erkek olmak çok zordu belli ki, kırık bir belle hayatına devam etmek zorunda kaldı. O zamanlar ameliyat olanaklarımız yoktu , çünkü barbieler o kadar sık alışverişe çıkıyorlardı ki, kredi kartlarının limitleri dolmuş,taşıyordu. Ben de çareyi bu zavallı oğlanı yataktan çıkarmamakta bulmuştum.

Bir gün , bir başka davete toplanılmış gidilirken, sevgilisinin ısrarlarına dayanamayan zavallı Ken , zar zor yatakta doğrulup smokinlerine uzandı. O sırada biz kendisine çok yakışan pijamalarını çıkardık ve smokinini giydirmeye başladık. Fakat dikkatli olamamışız ki, hazin sonla karşılaştık :( Ken'in kafası koptu :(

O anda hepimiz bambaşka yerlere savrulduk. Belki de ilk o zaman sevdiği birini kaybetmenin ne demek olduğunu anlamışımdır inceden. Yine de üzüldüğümde, bozulduğumda "Vazgeçtim oynamak istemiyorum! " diyecek bir hayatın içinde olduğuma seviniyordum. Zaten sonra vazgeçtim, oynamadım...Sorunlarla uğraşmak zordu, başka bir hayat varsa , sorunların çözülmesi de gerekmiyordu zaten.

Bu düşüncelerden sonra diğer hayatıma geçmek zorunda kaldım. Büyüdüm. Bu sefer başka hayatın olmadığını kavrayacak kadar, her gün biraz daha! Ama hala oyuncak ayımla yatacak kadar küçüğüm. :)


Bu kötü sondan sonra sadece odamı toplarken gözüme çarptıklarını fark ettiğim için dün barbielerimden özür diledim. Ve onlara teşekkür ettim. Her zaman yanımdaydılar. Benim gerçek arkadaşlarımdı onlar. Birşeyler anlatsam sadece ikimiz arasında kalacağını bilirdim :) Birisi dolabın arkasına düşecek olsa, onu bulup da evine koymadığım zaman rahat etmeyeceğimi de onlar bilirdi. Karşılıklı güven vardı aramızda.

Olan Ken'e oldu. Ondan geriye sadece komidinde durmayı beceremeyen bir çerçevenin içindeki resim ve ona çok yakışan yazlık pijamaları kaldı. Demek istediğim, içimizden birilerinin kafası kopmadan, ona sevgimizi söyleyelim :) Hayatın kısa olduğunu anlamamakta neden direniyoruz ki ? !

Ben & Profilim

Oku çünkü;

Belki kendinden bir şeyler bulursun ...

Facebook sayfamdan ;

İzleyiciler

Şöyle bir şey var mıydı?

Takip ettiklerim...

Kaç kişi online'mış?