Nasıl ya? Hangi ben?

Yalnızca birkaç yıldır konuşabilenlerin her şeyi söylemesi serbesttir. Hatta bir çocuğun beklenmedik şeyler söylemesi ,etrafında küçük çaplı kahkaha tufanına sebep olur genelde.

Hangi çocuktan beklenen bi tepki görebilirz ki? Beklenen bir tepki, mantıksal çıkarımlar, çevresel faktörler ve bunun gibi birçok etkinin düşünülmesi sonucu oluşmaz mı? Peki ya çocukluk, sonunu düşünmeden içinden gelen her türlü işi yapabilme sanatı değil midir?

İşte, fazla derine inmeden düşünmeye başladığım yıllardı. Anaokuluna gidiyordum. Ront yapacaktık. Gelinleri oynayacağımız sonradan karar verildi. Genelde bir kız bir erkek eşleştiriliyorduk, ve erkekler teneffüsler de dahil kızlara göz kulak olma görevini üstleniyorlardı. Daha ront kelimesinin anlamını yeni öğrenmiştim. Eşlerimizle oyunlar oynayıp, danslar edecektik.

Ben bu rontun hayallerini kurmaya başladım. Fakat kafamda oturtamadığım bir şeyler vardı. " " Ne giyeceğim ??!! " . Okuldan eve dönerken anneme bu konuyu açtım. "Peki, ne giyeceğim?". Annem gayet sakin " Tuvalet!" dedi. Emin olamadım, bir daha sordum, aynı cevabı aldım. "Tuvalet nasıl giyilir ki ??". Ben burada gayet bildiğimiz, banyodaki tuvaletleri düşündüğümden bir türlü oturtamadım. :)))

En sonunda klozetin kapağını büyük yakalar olarak hayal ettim. Eteğin kabarıklığını da açık olan klozet tamamlıyordu. İğrençti ama böyleydi. Benimki pembe, eşiminki maviydi. Hayalimde böyleydi en azından. :) Şekli şöyle bir şey oluyordu:





Sonra oynayacağımız ront belirlendi. Gelin-damat olacaktık. Anneme bir kez daha sordum. "Anne, gerçekten tuvalet mi giyeceğiz?". Annem benim anladığım anlamı düşünmemişti bile, "Hayır", dedi. Artık gelinlik giyiyormuşuz. O an havalara uçtum. Gelinliği giyince de şöyle bir şey oldum: Tanımayanlar için ayakta soldan 2. benim :)




Bunu fark ettiğimde gerçekten çok gülmüştüm. Eş sesli kelimelerle ilgili sorunlarım bitmek bilmiyordu. Gene beni görenler bilir ama, bilmeyenler için sol yanağımda 2 tane minik ben vardır. Bununla ilgili çok ayrıntıya girmeden, annemle bir diyaloğumuzu aktarayım bari:


Gül : Anne bunlar ne?
Annem : Ben kızım.
Gül : Nasıl yani sen mi?
Annem : Hayır kızım, ben!
Gül : Anlamıyorum, ben mi?
Annem : (Çıldırmaya ramak..) Hayır, sen değil, ben.
Gül : Sen mi? Ben mi?
Annem : Kimse kızım, onun adı ben.
Gül : Adı Yasemin mi? ( Annemin adı Yasemin.)
Annem : Hayır kızım, (hala sabırlı :) ) ben.
Gül : Hmm, ben, yani Gül !
Annem : Bu konuyu daha sonra konuşalım :)))
Bunlar kötü günlerdi. Her şeyin tek bir anlamı var sanıyordum. Hiçbir şeyin altında başka bir anlam aranmayacağı gibi, kötü anlamlar kesinlikle yoktu benim sözlüğümde. Yanılmışım. Zamanla her şeyin aslında bir başka anlamı olduğunu fark ettim.

Eş sesli kelimelerle ilgili sorunum hala tükenmiş değil. Hala, adımın çiçek olan gül mü, yoksa gülümsemek olan gül mü olduğunu düşünür dururum.

(Dipnot: Yine zamanında kır saçlı birini, saçı cam kırıklarıyla dolu birisi olarak hayal ederdim. Salak mıydın neydim yahu :D Hiç güleceğim yoktu.)

4 yorum:

Adsız 27 Haziran 2009 09:21  

Resim beni bitirdi :D =)

Fth.

Gül Deliorman 27 Haziran 2009 20:00  

ehehe =) resim yeteneğim süperdir :)

UB 30 Haziran 2009 00:40  

Tuvalet konusuna zamanında ben de çok kafa yormuştum. :)

Gül Deliorman 1 Temmuz 2009 00:10  

:))

Ben & Profilim

Oku çünkü;

Belki kendinden bir şeyler bulursun ...

Facebook sayfamdan ;

İzleyiciler

Şöyle bir şey var mıydı?

Takip ettiklerim...

Kaç kişi online'mış?