Hepimiz Nostradamus'us!! , ben hariç :))

Belki güneş doğmuş olabilirdi. Gözümü açmadığımdan, belki diyorum. Hissettim, hislerimin doğruluğundan hiçbir zaman emin değilimdir zaten. Tık... Tık! Sert ve tok tıktıklar bir müddet devam etti. Yastığımı düzeltip, diğer tarafa döndüğümde; belki güneş doğmuştu, zaten hislerimden emin değildim. Bir belki ve bir zaten kendimi açıklamaya şimdilik yetti.

Tıktıklar beynimde bir yerlerdeymiş.Düşünüyorum, bir fotoğraf çerçevesi gibi bir şeyin içinde yaşıyorum. Ne kadar sınır dışına çıksam da, yine de bir sınır içindeyim, beynimin sınırları. Gece yatıp, sabah kalkarım. Sabah yatmayı düşünürsem içimi bir ürperti kaplar. Akşam kalkmak beni son derece mutsuz eder. Ben de sınırlarımın içindeki özgürlüğümü gece bir hayli geç, fakat asla sabaha karşı olmadan yatmakta buluyorum.

Gece bir hayli geç! Yatıyorum, günlük hareketsizliğimin aksine, birçok defa dönüyorum yatakta.Düşünceler, mırıltılar,sıkıntılar,sevinçler...Bir şeyleri fark etmek istiyorum. Öyle bir şey fark edeyim ki, iyi ki uyumadım da düşündüm diyeyim istiyorum. Çok şey mi istiyorum?

Derken, bir şey fark ediyorum. Kendimi düşünmüyorum. Kendimle ilgili planlar yapmıyorum. Hiç hayal kurmuyorum. Aldığım bir karardı, yeni fark ettiğim bir şey haline geldi. Ne garip! Hayal kurmuyorum; çünkü düşündüklerimin hayal olmasından korkuyorum. Çünkü ne zaman hayal kursam, yaşayabileceklerimden birini elediğimi biliyorum. Hiçbir zaman hayaller gerçekleşmez ki. O zaman Nostradamus olurduk hepimiz. Her gece hayal kurar, günler içinde gerçekleşsin diye beklerdik. Hayaller gerçekleşmez ki.

Belki yakın şeyler yaşarsın, ama hayalindeki her zaman daha güzeldir. Hayalindeki kadar güzel bir şey yaşamadığından mutsuz bir mutluluk yaşarsın. Zevksiz,biraz anlamsız, hissiz. Bütün "-sız" eklerini toplayabilirsin buraya.

Hayal kurdukça, daha mutsuz olursun. O kadar geniş ki düşünebileceklerin, o kadar büyük ki dünyan ve o kadar güzel şeyler hayal edersin ki, belki bu hayallerin gerçekleşme ihtimali yoktur. Sürekli gerçekleşemeyecek kadar güzel şeyler düşünüp de, üstelik bazılarına inanıp da, ertesi gün normal hayatına geri dönmek kadar korkunç bir şey olamaz. Buna hayal kurmak değil de, kabus görmek denilebilir.

Hayallerin gerçekleşmesinde bir istisna var. Bunu da uzun düşüncelerim sonucunda bulmuş bulunmaktayım. Yalnızca, hedeflerini hayal ettiğinde bir anlam kazanıyor.Hedefler gerçekleşince, dünyalar senin oluyor. Herkesin bir dünya olmasını unutmuş gibi, sadece yaşadığın yerin bir dünya olduğunu uydurmuş gibi...

Düşünceler hiç bitmez, ama tıkırtılar bitmeli. Bu dayanılmaz sert ve tok tıktıklar hala devam ediyor. Sonunda bu seslerin yakından, ama beynimden gelmeyecek kadar da uzaktan geldiğini fark ediyorum. "Belki güneş doğmuş olabilirdi" dedim ya, doğmuş. Gözümü açar açmaz, bir hüzme gelmediyse de, balkonuma bakarak anladım.Bilemediğim vakitlerden (şafak vakti, tan vakti değil! Güneşin henüz doğduğu vakit) tam aydınlanmamış bir gökyüzü gördüm.Bir gece önceden balkonumda yaşayan kumrularıma bıraktığım bulgurlar, güvercinlere kısmetmiş. Tıkırtılar da, güvercinlerin kimse görmeden bulgurları bitirebilme çabasıymış.

Oysa beynimden gelen tıkırtılara çok benziyordu. Oysa sert ve toktular. Bir fark varsa, sadece biri beni uykumdan uyandırabiliyor. Hiç uyuyamıyorken, bunu demek garip olmadı mı ??

Ben & Profilim

Oku çünkü;

Belki kendinden bir şeyler bulursun ...

Facebook sayfamdan ;

İzleyiciler

Şöyle bir şey var mıydı?

Takip ettiklerim...

Kaç kişi online'mış?