Masalımdaki Ay


Masal kitapları vardı. Son sayfada genelde kafasında uyku beresi gibi bir şey olan bir sarı hilal ve onu salıncak niyetiyle kullanan bir çocuk veya bebek veya her neyse işte… Bir de ay dede hitabı… Oldum olası sinir oldum. Benim kafamda ay böyle değil.

(Bazen kafamızdakiler gerçeğe uymaz. Gerçeğe uyan kısımlar da bizi rahatsız eder. Sanki her şey daima bizim kurguladığımız biçimde olması gerekirmiş gibi, olmayan durumlarda sinirleniriz. Belki de karşı taraf ona nasıl hitap ettiğimizi duymuyordur bile.)

Ay, üstüne oturulabilecek kadar küçük değildir benim masallarımda.

(Bazen masallarımızı gerçekler üstüne kurduğumuzu fark etmeyiz. Kendimize masal diye yuttursak da, gerçekten başka bir şey değildir. )

Ben aya dede demem! Bence ay gençtir.

(Olayları nasıl değerlendirdiğimiz bakış açısına bağlıdır. Bazıları geçmişe bakar, 4.5 milyar yıldır bu var der. Bazıları geleceğe bakar, “4.5 milyar +1 yıl “ bu olmalı der. Bir bardak suyun, tamamı su değildir.)

Benim kafamdaki ay sarı değildir. Ay dediğin gümüş rengi olur. Kırmızısını, turuncusunu da görmüşlüğüm vardır ama gümüş halini bir ayrı severim. Nedense sarısı beni sinir eder.

(Burada alışkanlıklar devreye giriyor. Örneğin; ben daha çok klasik giyiniyorsam, spor giyindiğim gün şaşırıyorlar. Belki değişikliği sevenler vardır, orasını bilemem. Ne de olsa bu benim masalım… Alıştığım şekli iyidir. Risk alamam. Korkağım.)

Ay'ın sadece bir yüzünü görebiliriz. Çatlasan da patlasan da diğer yüzünü göstermez sana. Dünya’dan bakarsan tabi… :)

(Hepimiz biraz böyleyiz işte. Bir tarafımız var ki, kimse bilmez. Bir tarafımız var ki, kimse görmez. Öyle bir yanımız olduğunu bilirler ama çatlasalar da patlasalar da orada ne olduğunu göremezler. Orası karşıdaki insan tarafından bakıldığında görünmezdir. Görünmezlik sihrinin işlediği tek yerdir. Sadece kendinle gevezelik edip, planlar veya hayaller kurduğun kısımdır. Senden başkası giremez.)




Yıllar öncesinden gidip görenlerin dediğine göre veya gitmeyip de kocaman teleskoplarla gitmiş kadar olanların dediğine göre, Ay'ın denizleri-dağları vardır.

(Bilimsel şeyler, her zaman inandırıcıdır. Çünkü ispatı vardır. Kendimiz görmesek, hesaplamasak bile, inanırız. İnanmak zorundayız. Bununla birlikte, hepimiz kendi sınırlarımız içinde bir bireyiz. Kendi çıkarımlarımıza göre sınırlar koymuşuz yaşantımıza. Taviz de verebiliriz, alttan da alabiliriz, tersini de yapabiliriz. Kiminin denizi daha derindedir. Kiminin dağı daha yüksektir. Dağların denizlerin bir standardı yoktur.=) Bunu bilim adamları ispatladığından daha kesin söyleriz sadece. )

Yine bilimsel araştırmalara göre, Ay'ın kraterleri vardır.

(Öyle zamanlar yaşadık ki, çöktük resmen. Bizi bir şeyler çok yaraladı. Kimisinden beklemezdik, kimisine de yakıştıramazdık. Ama yaşadık. Kimsenin yardımı dokunamadı. Sözler bir kulaktan girdi, diğer kulaktan çıktı. Beyne uğramadı bile. Bir sürü gök cismi çarptı da sesimiz çıkmadı. Yaşadıkça krater sayısı arttı. İçimize attık. Kraterler dolmadı. Dolamadı. Doldurulamadı.)

Bu bilimsellik az diyenlere, ayın manyetik alanı, kütle çekim alanı, atmosferi vardır.

(Bence herkes bir enerjiye sahiptir. Hani bazılarının elektrik dediği... Herkes sahip olduğu enerjiye göre bir çevre edinir. Sanki bir mıknatıs vardır da, birilerini yakınlaştırır, birilerini uzaklaştırır. Bazıları çekici gelir, bazıları itici. Bazılarını düşünürken kendi havanı da katarsan eğer, senin atmosferin ve diğer atmosferlerle ilişkin belki seni birisinin uydusu yapar, belki onun varlığından bile haberin olmaz.)

Ay, Dünya üzerinde gelgitlere, tutulmalara sebep olabilir.

(Etkimiz farklı kişiler üzerinde farklı olacak bunda hemfikiriz ama kimde nasıl işleyeceğiniz bilemeyiz. O zaman buradan beni yanlış anlayanlara, efendime söyleyeyim kendisinde ters etki yarattıklarıma -eğer varsa- sesleneyim. Benden ötürü gelgit yaşayanlardan özür dilerim. Keşke elimde olsa! )

Bildiğim, araştırdığım kadarıyla ay hakkında bunları söyleyebiliyorum. Sadece kendi masalımdaki ayı tarif etmek istemiştim. Benim masalımda ay kocamandır, heybetlidir. Rengi gümüştür. Komik biçimde daha çok dolunaydır. Gençtir. Toydur. Göremediğim, anlamadığım bir tarafı vardır. Bazen kendini saklar. Denizlerimiz, dağlarımız hemen hemen aynı yüksekliktedir. Kraterlerimiz de vardır belki. Bir çekim alanı, bir mıknatıs içinde, nasıl olduğunu bilmeden hareket eder.

Benim masalımdaki ay çok güzeldir. Herkesin masalındaki ay güzeldir. Kimisi ayını bulamaz. Belki suyun yansımasında bulur, sarhoşken bunu öpmeye çalışırken denize düşüp boğulur. Li Bai böyle ölmüş. Yalnız bir ölüm.
Oysa masallardaki ay…


Ben & Profilim

Oku çünkü;

Belki kendinden bir şeyler bulursun ...

Facebook sayfamdan ;

İzleyiciler

Şöyle bir şey var mıydı?

Takip ettiklerim...

Kaç kişi online'mış?